
Graham ve Ellie’nin aşklarını bizzat hissettiğime yemin edebilirim.
Onlar hiç birbirinin yüzünü görmeden konuşmaya başladılar. Yanlışlıkla atılan e-postanın doğurduğu bir aşk hikâyesi. Graham, Ellienin uzun kızıl saçlarını, Ellie ise Graham’ın o masmavi gözlerini bilmiyordu. Ya da Ellie biliyordu ama bir film yıldızıyla konuşuyor olabileceği aklının ucundan bile geçmezdi. Farklı ülkelerden isimlerini bile bilmeden tanıştılar.
Kader miydi onları birleştiren yoksa kaderlerini kendileri mi değiştirdiler? Bu kitapta aşkı iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Aşk nereden gelir kimse bilemiyor. Ellie de bilmiyordu. Aşk belki çok yakınızda beklide çok uzak :)
" Var olduğuna inanırsan, aradığın şeyi bulabilirsin "
"G: Mutluluk nasıl bir şey?
E: Limanın üzerinden doğan güneş gibi. Sıcak bir günde yenen bir dondurma, sokağın aşağısından gelen dalga sesleri, köpeğimin kanepede yanıma kıvrılıvermesi gibi. Ya da akşam yürüyüşleri, muhteşem filmler, gök gürültülü fırtınalar, güzel bir peynirli hamburger gibi. Cuma günleri, cumartesi günleri, hatta çarşambalar gibi. Parmaklarını suya değdirmek, pijama altları, parmak arası terlikler, yüzmek, bir şiir ya da e-postalarda gülen suratlar olmaması gibi... Peki ya senin için mutluluk nasıl bir şey?"
çok severek okumuştum bu kitabı :)
YanıtlaSil