Herkese merhabalar… Nasıl başlayacağımı bilemiyorum ! Ne
kadar uzun zaman olmuş buralara gelmeyi! Ben şoklarda hala inanamıyorum
satırları yazmaya başladığıma.
Çok fazla gevezelik yapmak istemiyorum ama biraz da içimi
dökmek istiyorum. O kadar yorucu bir sene geçirdim ki blogumu kapatmayı bile
düşündüm ama kıyamadım. Okul , ailevi problemler vs derken yıpratıcı bir
seneydi 2016 benim için. Uzun bir aradan sonra dönmemin sebebi ise Karanlığın
Elli Tonu. Sebebi diyorum çünkü bu yorumu yapmasaydım kendime çok kızardım.
Grinin Elli Tonu yorumuma ulaşmak için tık tık.
Grinin Elli Tonu filminde beklediğimi alamamıştım ve
Karanlığın Elli Tonu için yönetmenin de değiştiğini duyduğumdan beri geri sayım
yapmaya başlamıştım. Üzülerek söylüyorum ki boşunaymış!
"Daha Karanlık Bir Tona Hazır Mısınız?" sloganıyla hazırlandım filme ama cıks bu sefer de olmadı malesef.

Kitapta en heyecanla okuduğum yer Ana , Lelia ve Christian
üçlüsünün karşılaşmasıydı. Filmde beklediğimi bulabildim mi? Kocaman bir HAYIR!
Sonrası peki Sia’nın o güzel şarkısı bile o sahneyi kurtaramadı benim için. Filmin şarkılarınedense uygun yerlere konmamış gibiydi. Şarkılar sayesinde oyunculuklar tam olmasa
da o duyguyu alabilme ihtimalimiz vardı. Peki Karanlık’ta ne oldu. Hayal
kırıklığı… İzlerken sıkıldım bazen. Keyif alamadığım bir film oldu.
Kısacası artık bu sektörün paraya döndüğünü düşünür oldum.
Ben ki elli ton hayranı biriyim üçüncü filme gitmeyi düşünmüyorum. Umarım
sizler beğenirsiniz diyerek yazımı burada sonlandırıyorum.
Şu an bu yazıyı yazmak çok iyi geldi bunu da itiraf etmek
isterim. Herkese teşekkürler hepinizi çok seviyorumm.
0 yorum:
Yorum Gönder